AMAÇ: TÜRKİYE’NİN YARISINDA KENTSEL DÖNÜŞÜMÜ GERÇEKLEŞTİREBİLMEK

Ülkemizde başta Doğu ve Güneydoğu Bölgelerinde yürütülmeye başlanan kentsel dönüşüm projeleri ve zamanla şehir içlerinde kalan askeri alanların taşınmaları konularına açıklık getiren Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki deprem bölgesinde yer alan Türkiye’nin yapı stokunun neredeyse %50’sinin sağlıksız olduğunun ve kentsel dönüşümün bir zorunluluk olduğunun altını çizdi.

0
462

Bu kapsamda 2012’de Kentsel Dönüşüm Yasası’nın yürürlüğe girdiğini aktaran Özhaseki, şöyle devam etti: “Şimdiye kadar 4 yıl içerisinde, gerek riskli alan gerek kentsel dönüşüm, gelişim veya yenileme alanı dediğimiz tarihi eserlerin de yıpranmışlığı neticesinde oluşabilecek yenileme noktasındaki çalışmalar veya tek başına riskli yapı çalışmalarında istediğimiz hıza ulaşamadık. Şu ana kadar yapılan bütün çalışmalar ancak 3 milyon 100 bin kişiyi ilgilendiriyor. Bizim amacımız bu değil. Amacımız, en az Türkiye’nin yarısında kentsel dönüşümü gerçekleştirebilmek. Bunun için de bizim birtakım tedbirlerle yeni yasalar, yönetmelikler yapmamız, işi hızlandırmamız lazım.”
Bakan Özhaseki, deprem gelmeden bu tedbirlerin alınmasının elzem olduğuna işaret ederek, aynı zamanda inşaat sektörünün canlanması için hazırlıklar yapıldığını ve bunun önümüzdeki günlerde Bakanlar Kurulu’na sunulacağını bildirdi. Öte yandan İstanbul’daki Fikirtepe, İzmir’deki Karabağlar Projesi’ne değinen Özhaseki, bakanlık olarak bu sorunları çözmek için harekete geçtiklerini söyledi.
“Hangi Partili Olursa Olsun İşleri Çok Hızlı Bir Şekilde Yapılacak”
Özhaseki, başka partililerden “AK Parti iktidarda, bakanlığa gittiğimizde bizim işimizi yapmazlar. O yüzden kentsel dönüşüme giremiyoruz.” yönünde bahane uyduranlar bulunduğunu belirterek, “Açık ilan burada, hangi partili olursa olsun, eğer kentsel dönüşüm, yenileme yapmak istiyorsa, dosyası doğruysa bize getirdiği zaman emin olun bizde işleri çok hızlı bir şekilde yapılacak ve yardımcı olacağız. Kimse bu bahanelerle iş yapmaktan kaçmasın, bu bahanelerin arkasına sığınmasın.” şeklinde konuştu. Kentsel dönüşümün uzun, zorlu bir süreç olduğunun altını çizen Özhaseki, belediye başkanlarının bu zorluklara hazır olmasını, birinci işi olarak görüp bunu devam ettirmesi gerektiğini, bunun milli bir görev olduğunu kaydetti.
“35 bin konut yapacağız”
Doğu ve Güneydoğu’da terörden temizlenen bölgelerde yürütülen çalışmalara da değinen Özhaseki, 7 bölgede çalışmaların sürdüğünü, içlerinde Sur’un ayrıcalıklı olduğunu aktardı. Bakan Özhaseki, Sur’un bin 200 civarında tarihi eseri içerisinde barındıran, binlerce yıllık geçmişi olan, belediye tarafından onaylanmış koruma amaçlı imar planı bulunan özel bir bölge olduğuna dikkati çekti. Kaç katlı olursa olsun kirlilik oluşturan tüm yapıların Sur dışına taşınması, yıkılması gerektiğini belirten Özhaseki, bu şekilde hareket edildiğinde en önemli turizm destinasyon merkezlerinden birinin de Sur olacağının altını çizdi.
Özhaseki, Sur’da 10 başlıkta belirlenen eylem planı çerçevesinde tüm tarihi eserlerin restorasyonunun gerçekleştirileceğini, bu konuda Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün de çalışma yürüttüğünü, sivil mimarlık örneklerine de bakanlığın başladığını ve geleneksel yaşamın devam etmesi açısından özel sokak sağlıklaştırma projelerinin yürütüldüğünü, geleneksel Diyarbakır evlerinin de oluşturulmaya başlandığını söyledi. Evi yıkılan vatandaşlara da değişik tercihler sunulduğunu belirten Özhaseki, vatandaşların isterse 2+1, 3+1 evlere yerleşebileceğini, isterlerse de kendilerine Mardin, Şanlıurfa gibi çevre illerden evler verilebileceğini veya kendi arazisi üzerinde koruma amaçlı imar planına uygun eski evlerden yapabileceğini ifade etti.
Özhaseki, bu kadar hassas çalışmalar yürütülürken, muhalif grupların “burada vatandaşın evini yıktılar, ranta açıyorlar” gibi propagandalar geliştirdiğine dikkati çekerek, bunu “kirli terör örgütünün işi” olarak tanımladı.
Bakan Özhaseki, “Toplamda 7 bölgede 35 bin kadar konut yapacağız. Bütün bu terör bölgelerinde zarar ve hasar masrafı olarak karşımızda, altyapısından üstyapısına oluşabilecek rakam 10 milyar lirayı buluyor ama biz vatandaşın mağduriyetini gidermek istiyoruz. Çünkü terör örgütleri o evlere girdiler, insanlar o evleri terk ettiğinde evleri bir çatışma alanı olarak gördüler. Vatandaşın bir günahı yok. O zararları biz tazmin edeceğiz, devlete yakışan da budur. Şimdiye kadar teröristlere devletin sert tokadı nasıl vurulduysa bundan sonra da devletin şefkatli kanadının orada vatandaşı sarması lazım.” ifadelerini kullandı.
Askeri Alanların Dönüşümü İçin 3 Bakanlık Birden Çalışıyor
Askeri alanların dönüşümü ile ilgili olarak üç bakanlığın çalışmalarını sürdürdüğüne dikkat çeken Bakan Özhaseki, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak bize düşen Türkiye’de ne kadar askeri alan varsa önce tespit etmek. Sonra nasıl kullanıldığını; bu alanlarda neler yapılabileceğini, o şehrin o alanların nasıl kullanılmasını istediğini, bütün bunları tespit etmek. İkinci aşamada koordinasyon halinde olduğumuz Maliye ve Milli Savunma Bakanlığımızla, hangilerinin nerelere ve nasıl taşınacağını tespit edeceğiz ve son aşamada da eski yerlerinin nasıl kullanılacağı ile ilgili prensip kararı alıp Bakanlar Kurulu’na sunacağız. Yaptığımız tespitler neticesinde toplamda 326 bin 200 hektarlık askeri güvenlik bölgesi var. İstanbul’da 13 bin 100 hektar, Ankara’da 7 bin hektar civarında askeri alan var. Diğer şehirlerde biraz daha değişik oranlarda var.”
Bunların hepsinin dışarıya taşınamayacağını, mesela askerlik şubelerinin buna uygun olmadığını belirten Özhaseki, ancak şehrin içerisinde kalmış tank taburları, atış alanları bulunduğuna dikkati çekti. Özhaseki, “Bunların komple taşınabileceği, daha modernize edilebileceği yerler bir imkan olarak önümüzde duruyor, bunu da yapacağız ama burada esas olan Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi buraların yeşil alan olması. Oradaki vatandaşların kullanımına açık olması, oradaki insanlar ne istiyorsa o şekilde düzenlenmesi.” diye konuştu.

CEVAP VER